Psikolojinin Temel Yaklaşımları

Psikolojide temel yaklaşımlar ve psikolojinin temel yaklaşımları ile ilgili bilgileri sizlerle ilerleyen bölümlerde paylaşacağız. Ancak öncesinde psikolojinin, insanların ve hayvanların davranışlarını ve bu davranışların nedenlerini araştıran bilim dalı olduğunu belirtelim. Ama psikoloji ile ilgili karşımıza çıkan sorularda, hayvanlar genellikle düşünülmemektedir. İnsan, çevre ve davranışlar bütününe bakarak soruları çözebilirsiniz. İnsanlar kendi davranışlarını, psikoloji sayesine kolayca değerlendirebilir ve bu davranışlarda bir sorun hissederlerse nedenlerini de çözebilirler. Peki sadece kendi davranışları mı? Bununla birlikte diğer insanların davranışları hakkında da fikir sahibi olabilirler. Sadece bunlar da değil, psikoloji sayesinde çevresi ile daha uyumlu olabilen insanlar, diğer insanların da aynı şekilde uyumlu olmasına yardımcı olabilirler. Bu bilgilerin sonrasında artık psikolojideki temel yaklaşımları gözden geçirmeye başlayabiliriz.

Psikolojinin Temel Yaklaşımları

■ Yapısalcılık: 1879 yılına kadar felseyenin alt dalı olarak değerlendirilen psikoloji, 1879 yılında bir deneysel psikoloji laboratuarının kurulması ile birlikte, başlı başına bir bilim dalı olma özelliğini kazanmıştır. Söz konusu deneysel psikoloji laboratuarı, insan davranışlarının gözlemlenmesi amacı ile Wilhelm Wundt tarafından kurulmuştur. Psikolojideki temel yaklaşımlar arasında yer alan yapısalcılık ise Wilhelm Wundt’u yakından takip eden Titchener’dir. Psikolojinin temel yaklaşımları arasında yer alan yapısalcılık, kişinin kendi davranışlarını ve duygularını kendisinin test edebileceğini savunmaktadır. Seziş, içsel duygular ve düşünce terimleri, yapısalcılık ile yakından bağlantılı olarak kullanılır. İç gözlem yöntemi ile tüm bu terimlerin mümkün olabileceği Titchener tarafından ileri sürülmektedir. İç gözlem, kişinin kendi davranışlarını incelemesi olup, içe bakış olarak da nitelendirilebilmektedir. Kişi buna göre, etki ya da olaylar karşısında hissettiklerini dile getirebilir ve anlatabilir.

■ İşlevselcilik: İşlevselcilik, Pragmatizm temelli bir yaklaşımdır ve kurucusu William James’tir. Yapısalcılık yaklaşımına tepki olarak ortaya atılan işlevselcilikte, zihnin yapısından çok, nasıl çalıştığı ve ne yaptığı üzerinde durulmaktadır. İşlevselciliğe göre zihin, çevresine uyum sağlamaya çalışır. Öğrenme, düşünme, algılama gibi zihinsel süreçlere önem verir.

■ Davranışçılık: Davranışların, kişinin içinde bulunduğu çevreye göre değiştiğini savunan psikolojide temel yaklaşımlar arasında yer alan davranışçılık, psikolojinin gözlemlenebilir olduğu düşüncesi üzerinde de durmaktadır. John Watson, davranışçılığın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Yapısalcılığı, çevreye bakış açısı dolayısı ile işlevselcilik gibi davranışçulık da reddetmektedir. Davranışçılığa göre zihin doğuşta boş bir levhadır. Çevrenin etkileri ile şekillenir. Psikolojinin temel yaklaşımları içerisinde yer alan davranışçılık öğrenme sürecini, ödüllendirme koşullarına bağlamıştır. Buna göre, bir insana, istediğiniz gibi şekil ve yön verebilirsiniz.

■ Psikoanalitik Yaklaşım: Toplumsal baskılar ve cinsel güdülerin, davranışları oluşturduğunu ileri sürer. Bilinç dışı etkilerin davranışı şekillendirdiğini ileri süren psikoanalitik yaklaşım, Sigmund Freud tarafından oluşturulmuştur. İnsanın, saldırganlık ve cinsellik olmak üzere iki temel dürtüsü bulunmaktadır. Bu dürtüler de genellikle toplum tarafından kabul edilmemektedir. Bu da yeni davranışların ortaya çıkması için oluşturulan bir zemin niteliğindedir. Psikoanalitik yaklaşıma göre insan doğuştan kötü ve bencildir. Bu nedenle davranış bozukluklarını ele alır ve bunların tedavisine yönelir.

■ Bilişsel Yaklaşım: İnsanın dışarıdan yönlendirilmediğini savunan bilişsel yaklaşıma göre, bunun tam aksi bir durum söz konusudur. İnsan çevresindeki uyarıcıları seçer, algılar, işler. Buna göre, insanın, çevresinde olan şeyleri anlamlandıran bir varlık olduğunu savunur. Burada insanın aktif ve etken olduğunu söyleyebiliriz. Gestalt yaklaşım olarak da isimlendirilen bilişsel yaklaşımda bütünselci olmak, temel anlamı ifade etmektedir. Davranışçılık yaklaşımına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Davranışçılıkta olduğunun aksine, zihinsel süreçlere önem vermektedir. Buna göre insan davranışları, tepki ve uyarılarla açıklanamaz.

■ Olgunlaşma Yaklaşımı: Psikolojide temel yaklaşımlar arasında yer alan olgunlaşma yaklaşımı, Gessel tarafından oluşturulmuştur. Gelişimin biyolojik bir süreç olduğunu ileri sürer. Gelişimin olgunlaşma ile gerçekleştiği düşünüldüğü için de bu noktada, çevresel etkenlerin varlığını kabul etmemektedir. Gelişim genel olarak genlerden etkilenmektedir; buna bireysel farklılıklar da dahildir.

■ Hümanist Yaklaşım: İnsanın özgür bir varlık olduğunu savunan yaklaşıma göre insan kendi davranışlarını yönlendirebilir, örgütleyebilir. Maslow ve Carl Rogers, hümanist yaklaşımın kurucuları arasında yer almaktadır. İnsanın doğuştan iyi bir varlık olduğunu savunur. Her birey eşsiz ve tektir ve seçme şansına da sahiptir. İnsanın dışarıdan alabileceği tek müdahale, kendini geliştirmesine katkıda bulunur. Aksi bir durum söz konusu değildir.

■ Biyolojik Yaklaşım: Psikolojide temel yaklaşımlara göre biyolojik yaklaşım, beyindeki kimyasal olayların, çevresel etkenlere göre değişebildiği yaklaşım olarak belirtilmektedir. Bu değişimler davranışlara da yansımaktadır. Donald O Hebb ve Mayer, bu yaklaşımın öncüleri niteliğindedir. Temelini doğal ayıklamanın ortaya çıkardığı biyolojik yaklaşım, işlevselcilikten etkilenilmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Davranışların insanlara kalıtsal olarak geçmesi süreci, doğal ayıklamayı oluşturmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Gizlilik Politikaları