Yaratılış Destanı Hakkında Kısa Bilgi

Bu yazımızda sizlere Yaratılış Destanı hakkında kısa bilgi vererek, Yaratılış Destanı hangi uygarlığa aittir sorusunun yanıtını vereceğimizi, ve kısaca Yaratılış Destanı özetini aktaracağımızı belirtmemiz gerekmektedir. O halde zaman kaybetmeden Yaratılış Destanı hakkında kısa bilgi almaya, ve Yaratılış Destanı özetini okumaya başlayalım… Bakalım Yaratılış Destanı’nda nelerden söz ediliyor:
Yaratılış Destanı özeti: Dönem tanrılarından Ülgen, dünyanın uçsuz bucaksız sularla kaplı olduğu, yer ya da göğün bulunmadığı ortamda uçmakta idi. Yine bu şekilde uçtuğu bir anda, bir ses duyan Tanrı Ülgen, denizin kenarında oturmasını, ve kendisine gelen taşı tutmasını söyledi. Tanrı Ülgen, hemen kendisine oturacak yer buldu, ve sonrasında da yaratma zamanının bu zaman olduğunu anladı. İçerisinde soyla birlikte bir dünya yaratmak istediğini; fakat bu dünyanın nasıl olacağını bilmediği gibi, nasıl yaratılacağını da bilmiyordu; ve bunun çaresini öğrenmek isteğinde idi.
Suyun içinde bir Ak Ana bulunmakta idi. Hemen suyun yüzünde görünen Ak Ana, Tanrı Ülgen’e şöyle dedi: Kutsal bir söz vardır: ”Yaptım oldu…” Eğer yaratmak istiyordan bu sözü söyle, ama sakın, ”Yaptım olmadı…” deme… Bu söz hem Tanrı Ülgen, ve hem de diğer insanlar için bir öğüt niteliğindedir. Tanrı Ülgen bundan sonra sürekli, var’a yok denilmemesi gerektiğini insanlara öğütlemiştir.
Yere bakan Tanrı Ülgen, ”Yaratılsın yer” demiş, ve yer yaratılmıştır. Göğe bakarak ”Yaratılsın gök” demiş, ve gök yaratılmıştır. Sonrasında Tanrı Ülgen üç tane çok büyük balık yaratmış, ve yaratılan dünyayı bu üç balığın üzerine yerleştirmiştir. Dünyanın boşlukta gezinmesi bu şekilde imkansızlaştırılmış, sabit durması sağlanmıştır. Balıkların kımıldamaları halinde dünyayı su basması ihtimaline karşı ise Tanrı Ülgen, Mandışire’ye balıkların denetlenmesi görevini vermiş bulunmaktadır. Tüm bunları yapmasının sonrasında ise kendisi, Altın Dağı’nın en tepesine çıkarak oturmuştur. Altın Dağının tepesi ay ve güneşe değmekte, etekleri ise dünyaya değmemektedir.
Yaratılış Destanı’na göre dünyanın yaratılması altı gün sürmüştür. Yedinci gününde ise Tanrı Ülgen derin bir uykuya dalmıştır. Uyandığı zaman neler yarattığına bakmak isteyen Tanrı Ülgen, ay, güneş, dokuz tane dünya, cehennem; ve bir de yer görmüştür.
Bir gün Tanrı Ülgen, denizin içerisinde bir toprak parçası görmüş; ve bu toprak parçasının üzerinde bir kil tanesi görmüştür. Bu kil tanesinin insanoğlu olmasını isteyen Tanrı Ülgen, kil tanesinin bir anda insana dönüştüğünü görmüştür. Bu ilk insanın, insanoğlunun babası olmasını isteyen Tanrı Ülgen, ona Erlik adını verdiği gibi, onu kendi kardeşi olarak görmüştür. Fakat Erlik çok kıskançtı; ve Ülgen gibi yaratıcı, güçlü olmak istiyordu.
Bunun üzerine Tanrı Ülgen topraktan yedi tane insan yarattı. Bir de Mandışire’yi yarattı ki Mandışire kahramandı. İnsanları Erlik’ten koruyacak olan Mandışire idi. Çünkü Erlik yaratıcı olamadığı için çok öfkelenmişti, ve Tanrı Ülgen bu öfkenin yarattıklarına zarar vereceğini düşünüyordu. Sonrasında insanların kulaklarına can üfleyen Ülgen, burunlarına da akıl üfledi. Man-Tire’nin yaratılarak han olması ise, insanların idare edilmesi adına gerçekleştirilmiştir.
Yaratılış Destanı hakkında kısa bilgi verirken, Yaratılış Destanı hangi uygarlığa aittir; Yaratılış Destanı hangi devlete aittir sorularının yanıtlarını da vermemiz gerekir. Yaratılış Destanı’nın Altay Türkleri Yakutlara ait olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Gizlilik Politikaları